Kaplumbağaların Trias Çağı’nda (Mezozoik’in ilk dönemi) ortaya çıktığı bilinmektedir. Nesli henüz tükenmemiş en eski hayvanlardandır ve yaklaşık 200 milyon yıldır fiziksel yapıları önemli değişikliğe uğramamıştır.
Kara ve su olmak üzere iki ana grupta yer alabilen bu canlıların, dünya çapında yaklaşık 330 türü bulunmaktadır. Bazı kaplumbağa türleri etoburken bazıları otoburdur. Kabukları, vücutlarını korur ve kendilerinin tehlikelerden korumalarına yardımcı olur.

Kaplumbağalar, çok yavaş hareket eden hayvanlar olarak bilinirler ve “kaplumbağa hızı” olarak adlandırılan kendilerine has yavaş bir şekilde hareket ederler. Ancak, bazı türler hızlı hareket edebilir ve hatta su altında yüksek hız kapasitesine sahip olabilirler.
Ömürleri, türlerine ve yaşadıkları bölgeye bağlı olarak değişim göstermekle birlikte, bazı türler ortalama 30 yıl kadar yaşarken, bazıları 100 yıl veya daha uzun bir ömre sahip olabilirler. En yaşlı kaplumbağa olarak kabul edilen Adwaita, yaklaşık 256 yıl yaşamıştır.

Kaplumbağaların, koku alma duyuları çok gelişmiştir. Metrelerce öteden yiyecek kokularını alabilirler. Fakat işitme duyuları gelişkin değildir.
Kaplumbağaların bazı türleri, su altında neredeyse 5 saat boyunca nefes alabilir.

Kaplumbağaların görme yetenekleri oldukça gelişmiştir. Bazı türlerin gözleri, su altında bile keskin bir görüş sağlayacak şekilde adaptasyon sağlamıştır.
Kaplumbağaların çoğu türü, yumurtalarını karaya bırakır ve doğan yavruların cinsiyeti sıcaklıkla belirlenir. Daha yüksek sıcaklıklar dişi, daha düşük sıcaklıklar erkek yavruların oluşmasını sağlar.

Kaplumbağaların bazı türleri, yılda sadece bir kez yemek yerler.
Kaplumbağaların dişleri yoktur. Bunun yerine, güçlü çeneleri vardır ve yiyeceklerini öğütmek için bu çeneleri kullanırlar.
Kaplumbağaların bazı türleri, çok uzun mesafeler kat edebilir ve nesiller boyunca aynı göç rotasını takip ederler.
Kaplumbağaların bazı türleri, kumda yuva kazmak için özel bir ayak yapısına sahiptir ve yumurtalarını kazdıkları deliğe bırakırlar.

Kaplumbağalar, doğal yaşam alanlarında bulunabilirler ve bazı türler tehlike altındadır. İnsanlar, kaplumbağaların yaşam alanlarını yok ederek, avlayarak ve diğer şekillerde zarar vererek, bu hayvanların nesillerinin tehlike altında olmasına neden olmuşlardır. Ancak, birçok ülkede kaplumbağaların korunması için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.


